Parlamento Sarayı. Dünyanın en büyük binalarından biri ve o kadar büyük ki, ilk gördüğünde “bunu gerçekten neden yaptılar?” diye düşünmeden edemiyorsun. Ceaușescu döneminin ihtişam merakının beton hâli gibi duruyor.
Bükreş’in ilginç tarafı ise geçmişlerin üst üste binmiş olması. Eski kraliyet dönemi binaları, dökülen tarihi apartmanlar, Sovyet etkisi ve yeni kafeler aynı sokakta yan yana durabiliyor.
Bir de şehirde garip bir enerji var. Biraz dağınık, biraz eski, biraz modern… Tam anlamıyla cilalanmış bir Avrupa başkenti değil ama zaten karakteri de buradan geliyor.