gabon denince aklıma ilk gelen şey, afrika’nın ortasında hâlâ vahşi kalmayı başarmış yeşil bir ülke geliyor. Çoğu kişinin Afrika deyince aklına kurak savanlar geliyor ama Gabon’un büyük kısmı yoğun yağmur ormanlarıyla kaplı.
En ilginç detaylardan biri: Gabon’da filler sahilde dolaşıyor. Loango Milli Parkı’nda ormandan çıkan filler, bazen okyanus kıyısındaki beyaz kumsallarda yürürken görülebiliyor. Bir tarafta Atlantik dalgaları, diğer tarafta fil sürüleri… Afrika’da çok az yerde böyle bir manzara var.
Bir başka şaşırtıcı şey: Gabon, dünyanın en eski doğal nükleer reaktörlerinden birine ev sahipliği yaptı. 1972’de keşfedilen Oklo bölgesinde, yaklaşık 2 milyar yıl önce doğal olarak oluşmuş nükleer reaksiyonların izleri bulundu. Yani insan yapmadan önce doğa kendi “nükleer tesisini” kurmuştu.
Ülkenin ormanlarında orman filleri, goriller ve şempanzeler yaşıyor. Hatta Gabon, Afrika’da vahşi doğayı koruma konusunda en iddialı ülkelerden biri; ülkenin büyük bir bölümü milli park olarak korunuyor.
Başkent Libreville de ilginç bir isim taşıyor. Fransızca “özgür şehir” anlamına geliyor. Şehir, 19. yüzyılda serbest bırakılan kölelerin yerleştirildiği bir bölge olarak kurulmuş.
Gabon’un yer altı da zengin. Petrol, manganez ve doğal kaynakları çok fazla, ancak nüfusu az olduğu için Afrika ortalamasından farklı bir ekonomik yapıya sahip.