rotterdam denince aklıma ilk gelen şey liman geliyor. öyle küçük bir sahil şehri gibi değil; gemiler, konteynerler, vinçler ve sürekli hareket halinde olan dev bir ticaret makinesi gibi.
amsterdam’ın kanalları ve eski binaları varsa, rotterdam’ın olayı daha çok modern görünümü. ikinci dünya savaşı’nda şehir merkezi büyük zarar gördüğü için, yeniden yapılırken klasik avrupa tarzından çok farklı bir yol seçmişler. bu yüzden her köşede ilginç binalar görmek mümkün.
özellikle küp evler ilk bakışta “bunlarda gerçekten insan mı yaşıyor?” dedirtiyor. bir de şehirde eski tarihi atmosfer yerine daha çok beton, cam, tasarım ve mimari deneyler ön plana çıkıyor.