zagreb denince aklıma ilk gelen şey, “başkent ama hâlâ mahalle havasını kaybetmemiş” bir şehir oluyor. bazı başkentler insanı büyüklüğüyle etkiler; zagreb ise daha çok sakinliğiyle kendini belli ediyor.
ilginç tarafı şu: şehirde geçmiş öyle doğal duruyor ki, eski avusturya-macaristan binalarının arasında yürürken kendini bir tarih filminde hissediyorsun ama hemen yanındaki kafede gençler laptoplarıyla çalışıyor.
zagreb’in en güzel alışkanlıklarından biri de kahve kültürü. burada insanlar kahveyi hızlı içip kalkmak için değil, oturup uzun uzun sohbet etmek için içiyor. bir fincan kahve bazen iki saatlik sosyal etkinliğe dönüşebiliyor.