Moğolistan denince benim aklıma ilk olarak uçsuz bucaksız bozkırlar ve göçebe yaşam geliyor. Şehirlerden çok doğanın ve açık alanların hakim olduğu, insanın kendini gerçekten “küçük” hissettiği bir ülke gibi.
Bir de tarih açısından tabii ki Cengiz Han ve Moğol İmparatorluğu hemen akla geliyor. Bu yüzden hem çok güçlü bir tarih algısı var hem de kültürel olarak hâlâ geleneksel yaşam tarzı devam ediyor.
Ulan Batur gibi şehirler modernleşmiş olsa da ülkenin genelinde atlı yaşam, yurt çadırları ve geniş step manzaraları hâlâ çok baskın. Kısacası “özgürlük ve genişlik” hissi veren ülkelerden biri diyebilirim.